9 Aralık 2019 Pazartesi

Demokratik Üniversite Programı

Kitap Adı:  Demokratik Üniversite Programı 
Yayınlayan: Gençlik Federasyonu

Ülkemiz üniversitelerinde yıllardır süren bir kavga var. Acılarıyla, coşkularıyla ve yüzlerce şehitleriyle ardında onurlu sayfalar bırakarak ilerleyen bir kavga var.
Bu kavga; üniversiteleri kendi sömürü düzenine ve emperyalizmin çıkarlarına göre örgütleyen ve bu durumunu pekiştirerek sürdürmek isteyenlere karşı bu kurumları emekçi halka ve ulusal çıkarlarımıza hizmet eden, eğitim ve bilimsel üretim yapan kültür sitelerine dönüştürmek isteyenlerin kavgasıdır.
Bu kavga; egemen sınıf iktidarının üniversiteler üzerinde uyguladığı azgın baskılara karşı, başta devrimci ilerici güçler olmak üzere, üniversitelerin başına çöreklendirilmiş bir avuç gerici kast ve faşist çeteler dışında, tüm üniversite üyelerinin kavgasıdır.
Bu kavga; işbirlikçi gerici kast ve faşist çeteler dışında işçisi, öğrencisi, öğretim üyesi ve personeliyle tüm üniversite kitlesinin ortak özlem ve çıkarını ifade eden demokratik üniversite kavgasıdır.
İktidarın resmi kolluk kuvvetleri, antidemokratik yasa ve uygulamalarının yanında bugün YÖK'le, geçmişte faşist çeteler ve gerici üniversiteler yasasıyla boğulmak istenen bu kavga; sadece üniversitelerin kavgası değildir. Ülkemiz toprakları üzerinde yaşayan herkesin gözleri önünde süren ve toplumun en küçük birimlerine kadar tüm kesimlerini saran soylu ve amansız kavganın bir parçasıdır. Çünkü üniversiteler; fabrikalarda, köylerde, sokaklarda ve diğer eğitim kurumlarında, işçisiyle, köylüsüyle, öğrencisiyle, memur, esnaf, doktor gibi çeşitli meslek sahipleriyle milyonlarca halkı oluşturan emekçi sınıfların, egemen sınıflara karşı yürüttüğü mücadelenin tam ortasında bulunmaktadır. Çünkü üniversitelerin bünyesinde yer alan öğrenciler, işçiler, öğretim üyeleri ve personel emekçi halkın üniversitelerdeki parçası konumundadırlar. Çünkü üniversiteliler toplumun aydınıdırlar. Salt bu nitelikleriyle haksızlıklara karşı çıkmak halkın çıkarlarını savunmak ve onlara yol göstermekle yükümlüdürler.
Üniversite bünyesinde yer alan hiç kimse bu kavgada tarafsız olamaz. İşbirlikçi sömürücü sınıfların egemen olduğu şartlarda tarafsızlığın tek anlamı güçlüden yana taraf olmaktır. Tarafsızlık üniversitelerle birlikte milyonlarca emekçi halkı sömürü çıkarları için baskı zulüm işkence altında inletenlerden yana olmak demektir.
Bizzat kendileri egemen sınıfların baskı ve sömürü politikasından nasibini aldıkları halde "tarafsızım" diyenler; kimler arasında, kime karşı tarafsız olduklarını kendilerine tekrar tekrar sormak zorundadırlar. Egemen sınıflar kimseye tarafsızlık diye bir seçenek sunmuyor. Bilincine varsak da varmasak da kendine hizmet eden bireyler olmamızı istiyor. Bunun için haklarımızı gasp ediyor, bizleri baskı altında kişiliksizleştirmeye, bunları yapamadığında da halkın ödediği vergilerle, sağladığı olanaklarla ve kendi emeğimizle edindiğimiz bilgilerimizi gönül rahatlığıyla (!) onlara satan kişiler olarak eğitmeye çalışıyor. Yani istesek de istemesek de çatışmanın bir tarafında biz varız. Bizim haklarımız gasp ediliyor, bir takım çirkin emellere alet edilmek için bizlere baskı uygulanıyor.
İnsani vasıflarını yitirmemiş hiç kimse kendisiyle böylesi iğrenç emelleri olanlar arasında tarafsız kalamaz; kendine karşı tarafsız kalmaz. Bu şartlarda tarafsızlık kendi kimliğine sahip çıkmamak, kişiliksizliği kabullenmek değil midir? Egemen güçlerin oyununa alet olmak, onlara kölece boyun eğmek değil midir? Kendine eğitim olanakları sağlayan topluma, halka karşı sorumsuzluk değil midir? Kendi haklarına bile sahip çıkamayan, kendini savunmaktan aciz bir kişinin halkın karşısına yol gösterici, aydın kişi olarak çıkma hakkı yoktur. Sadece kendi kurtuluşu (!) demek olan okul bitirmek ve halkın ödediği vergilerle sağladığı bilgileri egemen sınıflara satarak yaşamak ve bunun dışında her şeye gözlerini kapamak; görmemek, duymamak, konuşmamak ne bilim adamı, ne aydın, ne de insan olma onuruyla bağdaşabilir. 0 halde ‘tarafsız’ım diyenler kendi kendilerini aldatmaktan vazgeçmelidirler. Öğretim üyesinden öğrencisine ve personeline kadar herkes, demokratik üniversite mücadelesinde ait olduğu saflarda yerini almalıdır. En temel ve vazgeçilmez hak olan haksızlıklara, zulme ve sömürüye karşı direnme ve mücadele etme hakkını kullanmalıdır.
Bugün egemen sınıfların her türlü saldırısı, güçlülük gösterileri kimseyi yanıltmamalıdır. Onların saldırılarının altında güçsüzlükleri, çürümüşlükleri, kendine güvensizlikleri yatar. Onlar tarih tarafından yok olmaya mahkûm edilmiş bir avuç asalaktan başka bir şey değildir. Halka dayanmayan, milyonlarca halka rağmen zulmeden asalak bir güç ayakta kalamaz, kalmamalıdır. Yeter ki haklarımıza sahip çıkalım, egemen sınıfların karşısına hep birlikte çıkalım.
Bugün demokratik üniversite mücadelesi YÖK'e karşı mücadele merkezinde yoğunlaşmak durumundadır. Bu mücadelede üniversitelerin asıl kitle gücünü oluşturan ve en dinamik kesimi olan öğrenci gençlik, geçmişte olduğu gibi aktif rolü oynamakta ve oynamaya devam edecektir. Demokratik üniversite mücadelesinde nice şehitler pahasına üstüne düşen görevleri yerine getirmeye çalışan gençlik, yüzlerce direniş ve kavgalarla dolu onurlu bir tarihe sahiptir. Bu yüzden egemen sınıfların hışmını da en çok üzerine çeken kesim olmuştur.
Ancak demokratik üniversite mücadelesi sadece öğrenci gençliğin mücadelesi değildir. Öğretim üyeleri ve üniversitede yer alan işçi, personel de bu mücadelede gereken yerini almalıdır. Geçmiş mücadelelerinde öğretim üyeleri kısmen yer alsa da ve hatta şehitler vermiş olsa da bu yeterli sayılamaz. Her şeyden önce bilim adamı olma nitelikleri bu mücadelenin dışında kalmalarına engel olmalıdır. Özellikle bu kesimin oligarşinin oluşturduğu küçük bir elit kesimi üniversitelerimizin yüz karası olarak görülmektedir. Her biri bir holdingde köşe başlarına yerleştirilen, tek amacı onlara daha iyi uşaklık yapmak olan bu kast içindekiler öğretim üyesi ve bilim adamı olma niteliğinden uzak kişilerdir. Bilim adamlığı ahlakı, her şeyden önce bilimi ve bilimsel kurumları baskılara karşı savunmayı gerektirir.
Bu sadece bir ödev değil, ahlaksal bir yükümlülüktür de. Bunu yapmaktan aciz zavallı uşak ruhlular düzenin verdiği etiket ne olursa olsun saygıya layık değildir. Bilim adamı olma onuru korunmak isteniyorsa, en başta öğretim üyeleri bunlara karşı tavır almak, bu elit kesimi üniversitelerden atmak için mücadele etmek zorundadır.
Demokratik üniversite mücadelesi, üniversite bünyesinde yer alan tüm kesimlerin uzun soluklu, inatçı bir mücadele çizgisiyle başarıya ulaşabilir. Bu mücadele elbette hedefsiz ve amaçsız olamaz. Sadece var olanı reddetmek, onun yerine kitlelerin çıkarlarını yansıtan bir alternatif koymamak; mücadeleyi belirsizlik ve kaosa sürüklemek demektir. Kitlelerin ne için ve nasıl mücadele etmesi gerektiğini açıkça ortaya koymalı ve onlara kavratmalıyız.

Devrimci ilerici güçler başta öğrenci gençlik olmak üzere tüm üniversite kitlesinin taleplerine sahip çıktığı, sorunların çözümü doğrultusunda mücadeleyi yükselttiği ve alternatif programlar sunduğu ölçüde fonksiyonlarını yerine getirmiş olacaklardır.



Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *