13 Aralık 2019 Cuma

Halkız Biz (Cilt 4) Türkülerimizle Varız

Kitap Adı: Halkız Biz (Cilt 4) Türkülerimizle Varız
Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Ağustos 2018

Önsöz

Halkız Biz
Gece vakti, kara
toprakta Yalnızlık
duymuyorum.
Halkım ben, sayısı bilinmez
halk. Sesimde sessizliği delecek
Ve karanlıkta filizlenecek
Arı bir kudret var.
Ölü, şehit, gölge, buz,
Tohumla kefenlenir birden.
Gömülü görünür halk.
Fakat döner buğday yeryüzüne geri.
Acımasız kızıl elleri
Sessizliği deler.
Biz yeniden doğarız ölümden.
Pablo NERUDA
İki sınıf var. Biri ezen, sömüren, katleden, milyonlarca insanı aç, işsiz, sefil bırakan. Açlıktan öldüren, savaşlar çıkartan, halkların üzerine bombalar yağdıran, şehirlerimizi, dağlarımızı yakın yıkan, dünyayı emekçilere cehennem eden…
İki sınıf var. Emeğini, alınterini ortaya koyan, hayatın hep ileriye doğru gitmesi için çabalayan ama bunun karşılığını alamayan. Emeğinden başka satacak bir şeyi olmayan, çoğu zaman olan biteni sessizce izleyen ancak yeri geldiğinde gerek tek tek gerekse de kitleler halinde kahramanlaşan onlar…
İki sınıf var. Gerek Anadolu’muzda gerekse de dünya da ezen ve ezilenler.
İki sınıfın tarihi de, kültürü de, hayata bakışı da, müziği de, öyküsü de birbirinden tamamen farklı. Onlar hep aynı gemideyiz dese de biz asla onlarla aynı gemide olmadık. Onlar bizim emeğimizi çaldılar. Özgürlüğümüzü gasp ettiler. Nehirler boyu kanımızı akıttılar. En usta cellatlarına vahşi işkenceleri uygulattılar. Derimizi yüzüp bedenimizi parçaladılar.
İki sınıf var ve tarih bu iki sınıfın savaşımından ibarettir.
Burjuvazinin tek derdi saltanatını sürdürmek. Bunun için her yolu deniyor. Baş düşmanı ise halkımız. Yani işçiler, köylüler, emekçiler…
Sömürüyü baki kılmak için tarihi çarpıtıyorlar.
Onların tarihinde halkımızın adına türküler yakıp destanlar döşediği kahramanlar eşkıyadır. Ayaklanan halk çapulculardır. Önderler halkı aldatan başıbozukladır.
İşte bu nedenle kendi tarihimizi kendimiz yazıyoruz. Halkımız asırlar boyu tarih kitaplarında ki çarpıtmalara karşı kahramanlarını türkülerle yaşatmış, onların kavgasını dilden dile anlatarak onların unutulmasını engellemiştir.
Bununla da yetinmeyip halkımızın yarattığı en güzel gelenekleri, görenekleri, müziğini, kültürünü yozlaştırmak için emperyalizmin desteğinde halkımıza karşı büyük bir savaş yürütüyorlar. Bu savaşta en önemli silahlarımızdan birisi de tarihimizdir. Büyük savaşımızın asli unsuru halkımızı tanımamızdır.
Onlar bize tarihimizi unutturmak, en büyük değerleri bağrından çıkaran halkımızı yozlaştırmak adına her türlü yolu ve yöntemi deniyorlar, denemekten asla vazgeçmeyecekler.
Bu savaş ölüm kalım savaşıdır.
Bu savaş da biz defalarca yenildik ama her seferinde yeniden ayağa kalkıp savaşımızı sürdürdük. Çünkü haklı ve meşru olan bizleriz. Onlar ise haksızlıklarının üzerini yalanlarla kapatmaya çalışıyorlar. Çünkü onlar bir kez yenildiğinde bir daha ayağa kalkamayacaklar.
Tarihimiz, kültürümüz, geleneklerimiz, göreneklerimiz, Anadolu’muzun zenginliklerini bizden kaçıranlara karşı kendi tarihimizi kendimiz yazıyoruz.
Halkımızın güzel ve ilerici olan tüm değerlerine bizler sahip çıkıyoruz.
Tarihimizde, geleneklerimizde bize ait…
Unutturulmasına, yok edilmesine izin vermeyeceğiz.
 “Halkın türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür”
Halkın öfkesini, sevincini, acılarını, özlemlerini kısacası tüm duygularını dile vuran halk ozanlarımızdır. Onlar halkın içinde yaşayan, halka doğru yolu gösterenlerdir. Tarih boyunca sadece çalıp söylememiş aynı zamanda halkı zulme karşı örgütleyen olmuşlardır.
Egemenlerin yasakladıklarını onlar türküleriyle dile getirmişlerdir.
“Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” diyerek direniş içinde yer almış, nasıl davranılması gerektiğini dile getirmişlerdir.
O nedenle egemenler halk ozanlarını sevmezler.
Osmanlı Kopuzu yasaklamıştır. Cumhuriyet döneminde ise saz yasaklanmıştır.
Yasaklar halkı sindirmek içindir.
Oysa türküler ne sinmiş, ne susmuş, ne de yok olmuştur. Bugün de ülkemizde türkülerden korkuyorlar.
O türkülerin halkın dilinde haykırış haline gelmesini engellenmek istiyorlar.
Köroğlu, Dadaloğlu, Pir Sultan, Mahsuni Şerif… Ve dahi nice ozanımız eşitsizliği, adaletsizliği, sömürüyü, emperyalizmi dile getirmiş, halka doğruları türküleri ile anlatmış, hakça bir düzen için örgütlenmeye, ayaklanmaya çağırmışlardır. Orta
Asya’dan Anadolu’ya uzanan âşıklık geleneğimizi bugünün Hızır Paşalarını hala korkutuyor.
Ozanlarımız egemenlerin saraylarında soytarı değil halkın yüreğinde yer tutmuş sanatçılarımızdır.
Bu nedenle ozanlarımızı yok sayıyorlar.
Onları ve türkülerini unutturarak yerine kendi yoz müziklerini koyuyorlar.
Türküler yasak tanımaz.
Hele ki en doğru yerde en doğru biçimde halkın duygularını, düşüncelerini dile getiriyorsa onu engelleyebilecek hiçbir güç yoktur.
O türküler dilden dile dolaşır, kulaktan kulağa yayılır.
Ozanlarımız diyar diyar dolaşır, köy köy gezer, hem çalar hem söyler.
Onlar halk için çalar halk için söylerler.

Bizde bu kitabımızla onları daha yakından tanıyacak, onların sözlerini dinleyeceğiz.


Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *