19 Aralık 2019 Perşembe

Suçlu Değil Devrimciyiz Tek Tip Elbise

Kitap Adı: Suçlu Değil Devrimciyiz Tek Tip Elbise Giymedik Giymeyeceğiz
Yazar Adı:  Bekir Baturu
Derleyen: Ercan Kartal
Yayınevi: Boran Yayınevi
Basım Tarihi: 2019

ÖNSÖZ
Egemen sınıflar, Türkiye’de hemen her dönem mücadeleyi tasfi­ye etmek, halkı teslim almak için hapishaneleri birer direniş mevzisi olmaktan çıkarmaya çalıştılar. Onların on yıllardır hayallerini tövbe etmiş tutsaklardan oluşacak, bir pişmanlar ordusu yaratmak oluştur­muştur. Yılgınlar, tövbekarlar, inançsızların olacağı bu ordu, faşiz­min hep hayali ve hedefi olmuştur.
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, emperyalist ağa babalarından aldık­ları onca akıla, paraya, işkence yöntemlerine karşın bu hedeflerini bir türlü gerçek kılamamışlardır. O yanıyla ülkemiz hapishaneler tarihi ezenlerle- ezilenler arasındaki kavganın tarihidir. Bir yanda öz­gür tutsakları teslim almak için uyguladıkları katliam, işkence, baskı, tecrit yöntemleri diğer yanda ise dünya hapishaneler tarihinde eşine az rastlanan bir direniş destanı vardır bu tarihte.
Bu tarihte neler yoktur ki… Teslim olmama, ölen ama yenilmeyen bir tutsaklık, siyasi düşüncelerini her koşulda sürdüren, devrimci ya­şam tarzını devam ettiren, tecrite kendini ezdirmeyip, üreten özgür tutsaklık vardır.
Faşist Cunta koşullarında direnen, ‘’Asker değil, Siyasi tutuk­luyuz’’ diyerek, Siyasi kimliğe bir saldırı olan ‘’Tek tip elbise’yi giymeyen’’, 1984 yılında teslimiyete karşı Ölüm Orucu vardır. Bu direniş çizgisi daha sonraki yıllarda büyütülerek, 1996 Ölüm Orucu­nu, 7 yıl süren büyük direnişi yaratmıştır. Bu direniş çizgisi, Buca’yı, Ümraniye’yi, Ulucanları… Yaratmış, ödenen büyük bedellere karşın teslimiyet ve ihaneti yerle bir etmiştir. İrili- ufaklı direniş, örgütlen­me ve mücadeleden kopmama vardır.
Elinizdeki kitap hapishaneler cephesindeki bu çatışmanın kısa bir döneminin belge ve tanıklıklara dayanılarak anlatılmasıdır. İşkence-baskı- tecrit ile teslim almaya çalıştıkları özgür tutsakların yarattık­ları direniş vardır bu kitapta. Öyle ki, büyük fedakârlıklarla, bedeller ödeyerek bir direniş destanı yaratmıştır Özgür Tutsaklar…
AKP faşizmi, 21 Temmuz 2016’da ilan ettiği OHAL(Olağanüstü Hal Yasası) ile halka karşı sürdürdüğü savaşı boyutlandırırken, sadece bununla da kalmamış, avukatlar işkence görmüştür hapishane kapılarında.
Kitap okumanın bile yasaklanıp, kitap verilmeyen; hasta tut­sakların birer birer katledildiği; sohbet hakkının gasp edildiği; zi­yaret- telefon haklarının yok edildiği; sürgünlerin sıradanlaştırıla­rak, tutsakların “akşam gözümüzü bir hapishanede kapatıyoruz. Batıda (Edirne’de) sabah kendimizi Van’da, İzmir’de buluyoruz” dedikleri; işkencenin günlük yaşamın bir parçası haline getirildiği, süngerli işkence hücrelerinin boş kalmadığı; Tutsak ailelerine ve avukatlara işkence yapıldığı; infaz yakmalarla, SEGBİS’lerle; Tek tip elbise dayatmaları ile hapishaneler birer toplama kampı haline getirilmiştir.
İşte bu koşullarda özgür tutsaklar, bir kez daha DİRENİŞ kararı aldılar. “OHAL var. OHAL koşullarında bir şey yapılmaz’ ’deme­diler. “Tek başınayız’’ deyip beklemediler. ‘’Sayımız çok değil ve birçok hapishaneye dağıtıldık’’ diye düşünmediler. Zulüm varsa DİRENİŞTE var deyip, bir kez daha özgür tutsaklığın gereklerini yerine getirdiler.
Özgür tutsaklar, GENEL DİRENİŞ ile Bakırköy Kadın Hapis­hanesinden, Aliağa Şakran Kadın Hapishanesine; Silivri İşkence Kampüsünden, Tekirdağ F Tipi Hapishanelerine; Bolu’dan Düz­ce’ye; Anadolu’nun dört bir yanına serpilmiş hapishanelerde… kısaca hangi hapishane de kaç kişi olduklarına bakmaksızın faşizmin saldırılarını püskürttüler. Yoldaşlığın, direnmenin, halk ve vatan sevgisinin en güzel örneklerini yarattılar. Bir kadın tutsak bir işken­ce saldırısını şöyle anlatmaktadır;
“... Gördüğümüz işkence sonrasında bizi 17 gün tekli hücrelere aldılar. İşkence ve tekli hücrede yaşadıklarımız, yoldaşlık ilişkileri ve bağlılığımız, feda, hep çok farklı duygular yükledi hepimize. İşkence görürken kimse kendi acılarını duymuyordu, herkesin gözü bir başkasında, herkes bir başkasına yapılanları anlatıyordu, engel olmaya çalışıyordu. Arkadaşların bana karşı özeni de hep farklı oldu, bu süreci onlar sayesinde böyle atlatabildim.”
İşte böylesine soyludur özgür tutsakların duyguları, yoldaşlık ilişkileri. Bu direniş her okuyucu için de öğretici, ufuk açıcı ola­caktır.
10 Temmuz 2016’da başlatılan ‘’SÜREKLİ FAŞİZME KARŞI SÜREKLİ DİRENİŞ’’ neredeyse 3 yıla yakın bir süre devam etti. Bu direniş yılları içinde birçok küçük zaferlerde kazanıldı. Hasta tut­sak Mesude Pehlivan’ın özgürlüğüne kavuşturulması gibi… Bu küçük ama anlamlı zaferlerde ‘’içerisi- dışarısı’’ ile birlikte sür­dürülen mücadeleyi, tutsakların dayanışmasını, sevinçlerini de oku­yacağız.
GENEL DİRENİŞ ile Faşizmin uygulamaya çalıştığı kitap- der­gi yasakları, sohbet hakkının gasp edilmesi, açık görüşleri iki ayda bir yapmaları, avukat görüşü yasak ve kısıtlamaları, görüşmelerin kameraya alınması, havalandırmaların üstünün tel kafeslerle kapatıl­ması, hasta tutsakların serbest bırakılmaması, sürgün sevkler, hücre cezaları, fiziki- psikolojik işkence gibi birçok saldırısı büyük oranda boşa çıkarılmıştır.
GENEL DİRENİŞ ile Faşizmin teslim alma ve hak gaspları sal­dırısı püskürtülerek, özgür tutsakların haklarına sahip çıkılmıştır. Bugün kitap yasağının uygulandığı tek bir hapishane kalmamıştır. Bir kez daha AKP faşizminin kendisini ‘’çok güçlü’’ hissettiği OHAL dönemi saldırıları boşa çıkartılmıştır.
Son bir söz de direnişin ayrılmaz parçaları olan, TAYAD’lı Aileler ve Halkın Avukatları üzerine söylemek gerekiyor. Özgür tutsakların hep yanında olan ak saçlı ana ve babalarımız ile halkın avukatları tutsakları tek bir gün olsun yalnız bırakmadılar. Tutsak evlatlarına yönelik saldırılar nerede olursa olsun, hep oradaydılar TAYAD’lı ana- babalar. Tutsak evlatlarına bir saldırı anında bir baba, “Bizim cesedimizi çiğnemeden evlatlarımıza dokunamazsınız” diye haykı­rıyordu.
Özgür tutsakların, ak saçlı babaların ve anaların öfkesi ne OHAL dinliyor ne de Kanun Hükmünde Kararname...

Bu kitap bir direniş destanının, DİRENME’nin sonuçlarının an­latımıdır… Faşizmin saldırıları sürdükçe DİRENİŞ’te devam ede­cektir…


Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *