19 Aralık 2019 Perşembe

Umudun Destanı

Kitap Adı:Umudun Destanı
Yazar Adı: Seval Yaprak
ÖNSÖZ
“Bugün Yazarsın, Yarın Yaratırsın, Sonra da Kendin Şiir Olursun”
“Sen benden önce şehit düşersen seni yazacak, anlatacağım abla” demiştin bir gün attığımız voltaların birinde.
Öyle çok anı geliyor ki aklıma seninle paylaştıklarımız...
Hepsi öyle doğal, güzel, öyle yaşanılası ve yaşatılası ki... Çok gülüyorduk. Ağız dolusu, huzurlu gülüşler eksik olmazdı sohbetimizde, voltalarımızda... Bakırköy Hapishanesinde ve dışarıda hayatı birlikte örüyorduk, birbirimize bir şeyler katıyorduk, katıyoruz.
Şafak’ın şehitliğinden sonra şiir yazdın mı sorularına karşılık şiir-yazı yazmayı da bıraktım, kalemi de bıraktım demiştim, gerçekten de bırakmıştım. Sense bana kızardın, bakışın gözlerimin önünde şu an. Neden yazmıyorsun, yaz diyordun. Hasan Ferit Gedik’e yazdığın Dedeme Mektup şiiri gibi yaz diyordun.
Bense “Şiir yazmak mevzu değil, şiir gibi yaşamak ve şiiri yaratmak” dediğimde cevabın öğretici ve yol göstericiydi: “BUGÜN YAZARSIN, YARIN YARATIRSIN SONRA DA KENDİN ŞİİR OLURSUN.”
Çok kişi kavga yoluna girer çıkar, sonuna kadar götüren olur, yarı yolda bırakan... Kimileri olur ki, yoldaş nedir dedin mi,? Akla o gelir. İşte sen de bunlardan biriydin Çiğdem. Yoldaş sıcaklığın, samimiyetin, gözlerinin ışıltısı, harekete ve yoldaşlarına bağlılığın, kendini aşma çaban... Yoldaşlığın tüm güzelliğindeydi ömrün. Hızlı, canlı, heyecanlı, bazen panik, emekçi, militan, hep halay başı... Hep türkü güzelliğinde...
1 Mayıs komitesindeydik seninle. Çok güzel geçecek deyip heyecanını bize de yaymıştın. Ve görselliğiyle, militanlığıyla gerçekten çok güzel geçmişti. Kırmızı tişörtler yaptırmıştık, Berkin ve Mehmet Akif’in resimlerinin olduğu. Sonra Berkin eldivenleri, Berkin sapanları... İnce ayrıntıları da düşünerek, özenerek hazırlanmıştık. Emeğin çoktu o 1 Mayıs’ta. Yeni fikirlere açıktın, “hemen yapalım çok güzel olur” derdin. Güvenirdin, güvendiğini hissettirirdin.
Seninle ortak yanlarımızdan birisi duygusallığımızda Şehidimiz oldu mu, gözlerimizi birbirimizden kaçırırdık. Çünkü kesin ikimiz de ağlamış olurduk. Ağlamaya vakit yok gülüm, demiş ya şair, ya da ağlamayı yapacak bir şeyleri olmayanlara bırakmak... Böyle sözleri derdik demesine ama gözlerimizden Süzülenlere de engel olamazdık o zamanlar. Biz sevgimizi ağlamakla değil hesap sormayla somutlarız. Bunu ikimiz de bildiğimiz için göz göze gelmezdik. Senin şehitliğini öğrendiğimde gözlerim isimlerinize odaklanmıştı. Berna ve Çiğdem... İki ateş topu düştü yüreğime o an. Ve seninle yaptığımız son sohbetlerden birisi. Okmeydanı Anadolu Kahvesi Durağında polis bir yoldaşımızı sürükleyerek kaçırmıştı. Sen o an yolun karşı tarafındaymışsın. Görünce Okmeydanı’na doğru koşmuşsun. “Nasıl hızlı koştum abla, görmeliydin” diye anlatıyorsun heyecanlı heyecanlı. Bense şaşırmış ve niye diye sormuştum. Çünkü sen yoldaşın gözaltına alınırken kaçacak kişi değilsin. Düşmanın üstüne atılırdın. 
“BuSefer beni yakalayamayacaklar, artık tutuklanmayacağım. Bu sefer ben onlara gideceğim” demiştin ama bu kadar hızlı olacağını bilemezdim...
Oysa iki adım yaşama, bir adım ölüme yakın olduğumuz zamanlardayız. Yanı başımızda öyle sakin hazırlanmıştın ki eylemine. Hiçbirimiz anlamamıştık. Sadeliğin hep üzerindeydi yine. Bazen üzerimizdeki tebessümlü ve içten bakışlarını yakalardım. Derin derin bakardın. Umut yayan o bakışlarının aslında sessiz bir vedalaşma olduğunu sonradan anladım.
Sen bir sıra neferiydin Çido... Eylemin hiç kimseyi şaşırtmadı. Çünkü bizim Çido yapardı. Gözü kara, yüreği tertemiz, hesapsız, çıkarsız... Şimdi emin ol ki adımladığımız kavga yolunda kalbimizin atışlarına karıştı kalp atışların. Kavganın rüzgârı Çiğdemce kokuyor nicedir. Ve sarmalıyor senin gibi hesapsız çıkarsız yürekleri. Büyütüyor da. Cephelilerin ömürleri kavganın namlusuna sürülmüş bir mermidir. Ve siz hedefini bulan hesap soran bir mermi oldunuz.

Her hayat bir romandır ve her insan kendi romanının kahramanıdır, diye düşünürüm hep. Siz okunması gereken en güzel ve öğretici kitaplardansınız.
Biz kendi satırlarımızı yazmaya, romanımızı tamamlamaya devam ediyoruz. Emin olun ki son satırımız sizin satırınız olacak.
VE ZAFER...
Yüreğiyle, beyniyle gerçekten Cepheli olan herkes kendi zaferini yaratacak. Ve Cephelilerin kazandığı her bir zafer devrimin tuğlası olacak.


Seval YAPRAK


Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *