2 Ocak 2020 Perşembe

Amerikan İmparatorluğu Milliyetçilik Ve Demokrasi

Kitap Adı: Amerikan İmparatorluğu Milliyetçilik Ve Demokrasi
Yayınevi: Haziran
Basım Tarihi: Temmuz-2003


ÖNSÖZ
Bu broşürün başlığı neden “Amerikan imparatorluğu, milliyetçilik ve demokrasi” olarak belirlendi?
1990’lı yıllar, kavramların içinin boşaltıldığı, çarpıtıldığı bir dönemdir.
11 Eylül 2001’de Amerikayı vuran eylemlerin ardından çarpıtma adeta tavana vurdu. Tabiri caizse “at izi it izine karıştırıldı”. Karıştıran sadece ABD değildi; çeşitli sol güçler, İslamcılar da çarpıtmanın bir parçası oldular. Emperyalizm ne, demokrasi ne, sömürgecilik ve bağımsızlık ne, kim demokrat, kim özgürlükten yana, ulusal haklardan ne anlaşılır, halkın çıkarları nedir... Bir curcunadır gidiyor. 2002’nin başında Afganistan’ın başkenti Kabil’in düşmesinden 9 Nisan 2003’te Bağdat’ın düşmesine kadar olan dönem, 1990’lı yıllar boyunca tartışılan, 2000’li yıllara da taşınan kavramları, politikaları ve çarpıtmaları netleştiren bir dönem olarak da görülebilir.
Kuşkusuz, çarpıtma devam ediyor. Hem de işgal koşulları altında daha pervasız sapkın teorilere rastlıyoruz. Âmâ yine de çarpıtmanın sonuna gelindiğini söylemek mümkün.
Demokrasi, çarpıtmanın odağındaki güçler ve kavramlardır. Broşürün kapsamını belirleyen de budur.
Bu üç olgu, birbirleriyle ilişkilidirler. Irak, bu ilişkinin çıplak halde gözlendiği bir saha olmuştur. İmparatorluk ve milliyetçilik, üzerlerinde taşıdıkları aldatıcı görünümlerden sıyrılarak kendi gerçek nitelikleriyle ortaya çıkmaktadırlar. Böyle olması da kaçınılmazdır.
Çünkü
1) Amerikan emperyalizmi kendi sınırlarını zorlamaktadır; On yıllardır kapitalist blokun imparatorluğunu Ve jandarmalığını üstlenmişler olan Amerika, sosyalist sistemin dağıtılmasından sonra, hedefini dünya imparatorluğu olarak belirlemiş; uzun süredir hazırlıkları yapılan bu politika 11 Eylül eylemlerinin ardından fiilen yürürlüğe konulmuştur. Amerika bugün, ekonomik, askeri, siyasi tüm gücünü sınırlarına kadar zorlayan bir saldırganlık içindedir. Dünya halklarının direnişini,dünyanın yüzyıllık kazanımlarını ayaklar altında çiğneyen imparatorluk stratejisi, Amerika için tarihsel açıdan sonun başlangıcı olarak da görülebilir. Ama bundan bugünden yarına bir çöküşe beklenemeyeceği,
Tersine, Amerikan saldırganlığı altında dünyanın büyük bedeller ödeyeceği görünmektedir. Ne kadar acıya, katliama yol açmıştır olursa olsun, genişlemesinin sınırında ise, işte o zaman çöküşe başlayacaktır.
2) Milliyetçilik sınırlarına gelip dayanmıştır; Milliyetçilik, 1990’lar dan yani sosyalist sistemin dağıtılmasından itibaren, dünya konjonktüründe yeri rolü değişen bir seyir izlemiştir. 1960-70’li yıllarda, emperyalizme karşı dünya halklarının ileri cephesi ulusal kurtuluş Savaşlarıydı. Emperyalist blok ile sosyalist sistem arasında çelişki, bu noktada yoğunlaşıyordu. Çelişkinin “sosyalist sistemin yoğunlaşmış bir ifadesi  olarak ulusal kurtuluş savaşları” kavramıyla dile getirilmesi de bunun sonucuydu. Ulusal kurtuluşçuluk, sosyalist sistem varken, ondan güç alıp ona güç vererek tarihsel toplumsal gelişimi açısından önemli bir rol üstleniyordu.
Ulusalcılık temelinde emperyalizme vurulan her darbe, sosyalist sistemi, halklar cephesini güçlendiriyordu.
Bugün de emperyalizme tavır alan ulusal hareketler, ilerici bir özellik taşımaya, etkileri o dönemdeki
Kadar olmasa da, belli bir etkide bulunmaya devam edeceklerdir. Ama milliyetçilik temelindeki hareketlerin Amerika ve Avrupa emperyalizminin icazetine girdiği nokta, milliyetçiliğin gelip dayandığı sınırı iade etmektedir.
3) Demokrasi tarihsel, sınıfsal bağlarından koparılmaktadır;  Gerek ulusal kurtuluş hareketlerinin, gereksede revizyonist, reformist kamptaki solun emperyalist sisteme yedeklenmesiyle, solun, Marksist-Leninistlerin literatüründeki demokrasiyle, burjuvazinin, emperyalizmin literatüründeki demokrasinin anlam farklılıklarını kaybedilmiştir. Bugün “demokrasiden yanayım” diyenin gerçekte neyden yana, neye karşı olduğunu bilebilmek mümkün değildir. Bunun için başka konularda ne dediğini de bilmek gerekmektedir.

Amerikan emperyalizminin imparatorluk hedefi temelindeki saldırganlığı, milliyetçiliğin kendi sınırlarına dayanması ve demokrasinin ne olduğu belirsiz hale getirilmesi; bu üç gelişme birbirine bağlıdır; her üçüde birbirinin içinde yeniden şekillenmektedir. 1990-2003 arasındaki dönem, bu şekillenmenin gerçekleşti tarihsel dönemdir. Bu broşürde, anılan süreci esas Alarak, imparatorluk, milliyetçilik ve demokrasiyi, birbirleriyle ilişkileri içinde ele aldık. İmparatorluğun, milliyetçiliğin ve demokrasinin “haldeki durum ”unun en somut olarak görüleceği tarih, 2003, tarihsel alan ise, Iraktır.


Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *