21 Şubat 2020 Cuma

Ayçe İdil Erkmen

Kitap Adı: Ayçe İdil Erkmen
Yayınevi: Tavır Yayınları
Basım Tarihi: Mart 2011

Önsöz
’90’lı yılların ortaları... Hapishaneler yine siyasi iktidarın hedef tahtasındaydı... Devrimci tutsaklar 12 Eylül’den 16 yıl sonra bir kez daha teslim alma politikasıyla karşı karşıyaydı. Bir irade savaşının arifesindeydi hapishanelerle siyasi iktidar.
Gazi Katliamı ile başlayan halka topyekün saldırı politikası, ’96 1 Mayısı’nda sürmüş, ANAYOL hükümeti bu saldırının başrolünü üstlenmişti... Devrimci tutsakları teslim almak için düğmeye ’96 1 Mayısı sonrası basılıyordu. Siyasi iktidar, 100 bini aşkın emekçinin örgütlü bir güç olarak 1 Mayıs’ta Kadıköy’ü doldurması, özelde de devrimci hareketin sosyalizmin ve umudun adının arkasında 30 bin kişiyi yürütmesiyle telaşa kapılmıştı çünkü...
1984’ün mirasının o güne taşınmasının onuru o dönem hapishanelerdeki özgür tutsaklarındı. Devletin hapishaneler ve teslim alma politikası nasıl daha önce ifşa ettirilmiş ve faşizm nasıl yenilgiye uğratılmışsa, o gün yine aynı inanç ve güvenle hareket edilecekti. Kavgaysa kavga, ölümse ölümdü. Geri adım atmak kendini inkârdı, halka ihanet!
İhanet etmeyeceklerdi. Tereddütsüz ölümün üstüne yürüyecekti umudun ordusu. Kızıldere’nin sesi yankılanacaktı maltalarda. Verilen sözlerden dönülmeyecekti, ucunda ölüm olduğu biline biline. Sierra Maestra dağlarının rüzgârları esecekti havalandırmalarda. Ölüme “Hoşgeldin, safa geldin” denilecekti. Onurun, namusun, hele de adaletin uğruna, türkü söyler gibi ölünecekti...
’96 Ölüm Orucu’nun siyasi, ideolojik ve tarihsel olarak önemi ortadadır. Hapishanelerde teslim alınamayan irade asıl olarak ML ideolojisidir, halkın kurtuluş umududur. Bunu zaferi kazanan, 12 ölüm orucu şehidimiz başta olmak üzere, tüm özgür tutsaklardır. 69 gün boyunca ölüme direnen; en duru ve en güçlü duygularla bağlandıkları halka ve vatana olan borçlarını bedenleriyle ödeyen, ölen, sakat kalan özgür tutsaklardır...
İşte bu savaşın tam ortasında, özgür tutsakların gönüllüler ordusunun sıra neferlerinden biri vardı ki, bu irade savaşını sonuna kadar götürecek, dünyanın ilk kadın ölüm orucu şehidi olarak adını tarihin onur sayfalarına yazdıracaktı.
Çanakkale Hapishanesi 1. Ölüm Orucu Ekibi savaşçısı Ayçe idil Erkmen, her anı eylem olan 69 günlük kavgaya girdiğinde, tahliyesine sadece 11 ay kalmıştı. Düzenle bağlarını çoktan kesmiş, devrimi, devrimciliği içselleştirmiş biri için bunun bir önemi yoktu. Kavga her yerde aynıydı onun için. Önemli olan devrimin, kavganın çıkarıydı. “Ben”in değil “biz”in kavgasıydı bu. Bu kavgada kişisel bir istek yoktu, olamazdı.
Ayçe idil Erkmen, tereddütsüzdü. Öne atılıp kızıl bandını alnına takarken de, son nefesini verene kadar da tereddütsüzdü. Tereddütsüzlüğü inancından; halkına, vatanına duyduğu ölçüsüz sevgiden geliyordu kuşkusuz. Yoksa gün gün, hücre hücre eriyerek ama bir türkü gibi ölünemezdi.
İdil, yeni insanın adıdır. Sosyalizme inancın, örgüte güvenin ve fedanın adıdır. Hep başı dik yaşamanın ve yeri geldiğinde ölümü seve seve kucaklamanın adıdır. Kadınlar olmadan devrim olmayacağının ve kadının ancak devrimle kurtulacağının adıdır. Devrimci sanatçılığın, halk kültüründen öğrenmenin ve onu sosyalist kültürle harmanlayıp geleceğe taşımanın adıdır...
Adını verdiğimiz kültür merkezinde, ondan öğrendiklerimizle halk kültürünü devrimci sanat anlayışıyla ileriye taşıma ve sosyalist kültürü geliştirme mücadelesi vermekten onur duyuyoruz. Ortaköy Kültür Merkezi ile başlayıp, onun adıyla, idil Kültür Merkezi’yle süren yolculuğumuzda, geriye dönüp bakarken, İdil’in gülen gözleri gücümüzü artırıyor. Tavır’ın sayfalarına her ay yeni yazılar yazarken, onun bilgisayar başında Tavır’ın yazılarını dizdiği, mizanpajını yaptığı fotoğrafı geliyor aklımıza.
İdil’in mirası bizim için çok değerlidir. Elinizde tuttuğunuz kitap, onu anlatmak için deyim yerindeyse çırpınıp durarak yazılmış satırlardan oluşuyor. Ne söylesek eksik kalacak endişesiyle ama elimizden geldiği ölçüde yazılmış bu satırlar dileriz ki yeni idillerin yetişmesinde küçük de olsa katkıda bulunur. Bu, bizim için en büyük yürek ferahlığı olacaktır.
Eylül’ün karanlığının devam ettiği 1996 yılında, zulüm imparatorluğuna hapishanelerde beden beden direnen ölüm orucu şehitlerimize, devrim kuşağının kahramanlarına, en değerlilerimize,
Ve adını taşımaktan onur duyduğumuz can yoldaşımıza, İdil’e...
Sevgi, saygı ve bağlılıkla...

TAVIR YAYINLARI

Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *