6 Ağustos 2022 Cumartesi

Boran Yayınevinden Yeni Kitap: Devrimciyiz Emperyalizme Ve Faşizme Karşı Savaşıyoruz


Başımla Beraber...

Bir devrimci için şehitlik ve tutsaklık bilinmez, tesadüf ve uzak bir olasılık değildir.

Bilakis, mücadelenin doğal, kaçınılmaz bir sonucudur. Çünkü, günümüz koşullarında

bedelleri göze almadan devrimcilik yapılmaz, zaferler kazanılmaz.

Bu çıplak gerçek, ister bizim gibi sürekli faşizmin olduğu, yeni-sömürge ülkelerde,

isterse kendilerini dünyanın efendisi gören emperyalist ülkelerde olsun; Bazı biçimsel

farklılıklar olmakla birlikte özü, esası hiç değişmez. Çünkü, devrimciler,

emperyalistlerin ve işbirlikçi iktidarların zulüm ve sömürü düzenlerinin önündeki en

büyük engeldir. Bir şekilde imha edilmeli veya en azından etkisizleştirilmelidir

İşte, bu etkisizleştirme yöntemlerinden biri de -belki de en önemlisi- hapishanelerdir.

Ki bu konuda yüzyılları aşan bir deney ve birikime de sahiptirler. Üstelik kendi hukuk

ve yasaları çerçevesinde meşrulaştırılan, son derece işlevsel bir cezalandırma, teslim

alma ve imha aracıdır.

Bu yanıyla hapishaneler, düşmanla irade savaşının en açık ve şiddetli yaşandığı

yerlerin başında gelir. Bu savaş, kimi zaman açık-zor yöntemlerle sürerken, kimi

zaman da daha inceltilmiş, zamana yayılmış “görünmez imha- beyaz işkence” denilen

“tecrit” biçiminde sürer. Her halukarda beyinlerin ele geçirilmesi, ideolojik tasfiye ve

nihayetinde koşulsuz teslimiyet amaçlanır.

Her devrimci gibi benim de gözaltı ve tutsaklıklar hep yanı başımda oldu. Defalarca

gözaltına alındım, işkence gördüm; 5’i Türkiye’de 2’si Avrupa’da olmak üzere 7 kez

tutuklandım. 15 yıllık tutsaklığım süresince 6’sı Türkiye ve 10’u da Avrupa’da olmak

üzere toplam 16 farklı hapishane gördüm.

Çok kez ölümle burun buruna da geldim; Ulucanlar, Burdur ve 19-22 Aralık

katliamlarından tesadüfen kurtulanlardanım. Keza Buca, Ümraniye, ‘96 Ölüm

Oruçları ve bu süre zarfında yaşanan çeşitli saldırılarla birlikte; 2000 Büyük Ölüm

Orucu Direnişinde 2. Ekip Savaşçısı olarak görev aldım, zorla müdahaleye maruz

kaldım. Bir başka ifadeyle söylersem ölümü öldüren bir devrimci olarak, artık,

kahraman karanfillerimiz adına da yaşıyor ve savaşıyorum.

İstatistiklerin de gösterdiği gibi Özgür Tutsak Okulu’nun istikrarlı ve deneyimli bir

öğrencisi sayılırım. Daha ne kadar sürer bu öğrencilik bilemiyorum ama malum;

Devrimcilik “artık yeter” denecek bir uğraş değil. İnsan yemekten, içmekten,

sevmekten, özlemekten ve direnmekten vaz geçebilir mi? Yani, “mahpusluk alnımızın

ak cefası” olmaya devam edecek gibi. Başımla beraber taşıyacağım bu onuru da.

Erdal GÖKOĞLU

 

Kitap’ı okumak ve indirmek için Tıklayınız

Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız

Halkın Sesi Kütüphanesi İçin Tıklayınız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Halk Kütüphanesi

Kitaplarımıza ulaşmak için, arşivinizdeki kitapları paylaşmak için bizimle iletişime geçin... Aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edebilirsiniz




Yorumlar

Bizimle İletişime Geçin

Ad

E-posta *

Mesaj *