12 Eylül'de Direniş Ölüm ve Yaşam 1

12 Eylül'de Direniş Ölüm ve Yaşam 1

Devamını Oku »

Kitap Adı: 12 Eylül'de Direniş Ölüm ve Yaşam 1
Yayınevi: Boran Yayınevi

Kitabını İndirmek İçin Tıklayınız


































ÜÇÜNCÜ BASKIYA ÖNSÖZ

Direniş, Ölüm ve Yaşam, 1984 ölüm orucu eylemini
anlatır. Bu anlatımda bütün duygular, düşünceler, hissedilenler,
düşler... herşey vardır. Çünkü anlatanlar
direniş içinde yer alan devrimci tutuklulardır.
Kitabımızın ilk baskısını 1987 yılında yaptık. 
Bu baskımız toplatıldı, açılan dava sonucunda beraat ettik.

İkinci baskısını ise 1991 yılında yaptık ve kısa
sürede bu baskı tükendi. Hapishaneler ülkemizde
her zaman gündemde belli bir yer bulmuştur kendine,
bu nedenle hapishaneleri yaşayanların anlatması
çok önemlidir. Nostaljik, bitmiş-tükenmiş “eski”
lerin değil, devrimciliği bir ömür boyu olarak
görenlerin anlatması ise; gerçekleri öğrenmek, hapishanelerin
filimlerin ötesindeki direniş tarihini,
bu direnişin siyasal boyutlarını öğrenmek açısından
daha da önemlidir. işte bu kitap hapishanelerin
direniş tarihinde önemli bir yeri olan ‘84 Ölüm
Orucunu anlatır. Kitabın yazarlarından İ. Erdoğan,
A.Turan, M.Göleli bugün yaşamıyorlar. Onlar,
bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde
direnişleriyle nasıl bedel ödedilerse, yaşamları
yla da bu bedeli ödemesini bildiler. Onları 
saygıyla anıyoruz. Yine kitabın ilk iki baskısında
yazarları arasında yer verdiğimiz A.fiener Yıldırım,
devrimci harekete karşı darbecilik ihaneti içinde
yer almış, ‘84’de yaratılan geleneğe ihanet etmiştir.
Bu nedenle yeni baskımızda yazarlar arasında yer
vermedik. Çünkü tarihi yazacak olanlar, bu tarihi
yaşatmaya, geliştirmeye, direnmeye devam edenler
olabilir ancak.

1984 Ölüm Orucu, ülkemiz hapishanelerinin
mücadele ve direniş tarihinde önemli bir yere sahiptir.
1984 Ölüm Orucunda yaratılan gelenek daha
sonraki yıllarda hapishanelerde direnen tutukluları
n sahiplendiği, geliştirdiği bir gelenek olmuştur.
Sadece tutukluların değil, baskıya, haksızlıklara
karşı direnen toplumun her kesiminin başvurduğu
eylem biçimlerinden birisi haline gelmiştir. Bunda
‘84 Ölüm Orucunun belirleyici bir etkisi vardır.
‘84 Ölüm Orucunun üzerinden 16 yıl geçti. Baskı
ların, yasaklamaların, anti-demokratik uygulamaları
n giderek arttığı, bir çok konuda cunta dönemini
aratan 16 yıl. Bu 16 yıl içinde ölüm orucu şehitleri
hiç unutulmadı. Her direnişte onlar vardı, tutukluları
n her barikatında, her açlık direnişinde,
haklarının gaspedilmesine karşı her direnişte onlar
vardı.

Doğan çocuklara onların adları verildi. Binlerce
insan onların direnişlerini okuyarak, öğrenerek
devrimci olmaya karar verdiler. Çünkü onlar en
ağır baskı koşullarında devrimci onurun nasıl korunacağı
nı, onurlu yaşamanın ne demek olduğunu,
devrimciliğin en güzel değerlerini, inancı, bağlılığı
bütün insanlığa ölümleriyle anlattılar.
1984 Ölüm Orucu döneminde tutuklu ailelerinin
bir araya gelmesi, daha sonraki yıllarda TAYAD’ı
(Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derne-
ği) yarattı. TAYAD’lı Aileler, herkesin sustuğu günlerde
hep konuşan oldular. Bu gelenek yıllarca sürdü.
Bugün de toplumsal muhalefet içinde önemli
bir yere sahip olan TAYAD’lı aileler meydanları, caddeleri
dolduruyorlar, herkesin sustuğu, baskının en
yoğun olduğu anlarda seslerini yükseltiyorlar.
1996 yılında yaşanan hapishanelerdeki Ölüm
Orucu direnişi zihinlerde hala tazedir. Tüm dünyayı
ayağa kaldıran, halkın her kesimine mesajlar veren,
uyuyanları uyandıran, yorgunları canlandıran
bu direniş en büyük tarihsel kaynağını 1984 Ölüm
Orucundan alır. Deyim yerindeyse, 1984 Ölüm Orucu
şehitleri tohum, 1996 Ölüm Orucu şehitleri ise
filizdir. ‘84 Ölüm Orucu şehitlerinin “bir çok filizlerimiz
olacak” dediği gerçekleşti, 12 Filiz onların yolunu
takip ederek zulmün önünde bedenlerini barikat
haline getirdiler. Onlar, Apolar’ın, Haydarlar’ın,
Fatihler’in, Hasanlar’ın mesajlarını alarak; zulmün
nasıl yenilebileceğini onların direnişlerinden öğ-
rendiler.

Devrimci tutuklular, F Tipi Hücre saldırısı ile karşı
laştığı bu sürede yine direnecekler, yine şehitler
verecekler. Ama hücrelere girmeyecekler.
1984’de ve 1996’da teslimiyet dayatmasını ölümlerle
karşıladılar. 2000’de belki yine ölecek ama teslim
olmayacaklar. Ölüm Orucu artık hapishanelerde
ölümsüz bir direniş geleneğidir ve hep yaşayacaktır.

Haziran Yayınevi

0 Reviews